Uydu görüntüleri, saha verileri ve açık kaynak analizleri, siyonist rejimin Güney Lübnan'daki saldırılarının ani bir askeri reaksiyon değil, yıllardır adım adım hazırlanan kapsamlı bir plan olduğunu ortaya koydu.

İşgalcilerin, Golan Tepeleri'nde terk edilmiş bir Suriye köyünü Güney Lübnan'ın benzerine dönüştürerek burada savaş provası yaptığı belirtildi.

El Cezire'nin Dijital Soruşturma Birimi tarafından yayımlanan kapsamlı analiz, siyonist rejimin Güney Lübnan'da yürüttüğü askeri saldırıların arkasındaki hazırlık sürecine dair dikkat çekici detaylar ortaya koydu.

Analize göre, işgalcilerin 2026 yılında Güney Lübnan'da başlattığı kara saldırıları, kamuoyuna yansıtıldığı gibi yalnızca Hizbullah'ın saldırılarına verilen "anlık bir cevap" değil; aylar, hatta yıllar öncesinden hazırlanan çok katmanlı bir askeri stratejinin uygulamaya geçirilmiş haliydi.

Araştırmada, 2024 sonunda yürürlüğe giren ateşkes sürecinin sahada gerçek anlamda bir sakinlik oluşturmadığı, aksine işgalcilerin bu dönemi yeni savaş konseptine hazırlanmak için kullandığı vurgulandı.

Ateşkes boyunca hava saldırıları, suikastlar ve sınır ihlalleri sürerken, işgal ordusunun Güney Lübnan'a yönelik kara savaşına sistematik şekilde hazırlandığı ifade edildi.

İşgal altındaki Suriye köyünde savaş provası Analizin merkezinde ise işgal altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Zaura köyü yer aldı.

1967 savaşından sonra boşaltılan ve yıllarca harabe halde kalan Suriye köyünün, siyonist rejim tarafından dev bir askeri eğitim alanına dönüştürüldüğü belirtildi.

İşgal rejimi sözde Savunma Bakanlığı'nın 2025 yılında resmen açılışını yaptığı tesisin "Güney Lübnan'daki köyleri simüle etmek" amacıyla inşa edildiği ifade edildi.

Uydu görüntülerine göre bölgede yıllar içinde dikkat çekici bir dönüşüm yaşandı.

İlk etapta basit toprak yolların açıldığı bölgede daha sonra çok katlı yapılar, dar sokaklar, tünel sistemleri, kontrollü yıkım alanları ve askeri eğitim bölgeleri oluşturuldu.

Açık kaynak görüntüleri ve İbranice yayın yapan medya kuruluşlarının haberleri, tesisin özellikle Güney Lübnan'daki köy savaşlarını simüle etmek amacıyla tasarlandığını ortaya koydu.

Araştırmada, burada eğitim alan birliklerin daha sonra Güney Lübnan'daki saldırılarda aktif görev aldığına dikkat çekildi.

Özellikle komando birlikleri, zırhlı tugaylar ve özel kuvvetlerin "yerleşim alanı baskını", "tünel temizliği", "bina içi çatışma" ve "yakılmış alan kontrolü" gibi senaryolar üzerinde çalıştığı belirtildi.

"Gazze modeli" kuzeye mi taşınıyor? Soruşturmaya göre işgalcilerin temel hedeflerinden biri, Gazze'de uygulanan askeri modeli kuzeye taşımaktı.

Bu model; yavaş ama sürekli kara ilerleyişi, ele geçirilen bölgelerin sistematik biçimde yıkılması, sivillerin geri dönüşünü engelleyecek tampon bölgelerin oluşturulması ve direniş unsurlarının yaşadığı alanların yaşanamaz hale getirilmesine dayanıyor.

Litani üzerindeki köprüler neden vuruldu? Analizde dikkat çeken bir diğer unsur ise Litani Nehri üzerindeki köprülerin hedef alınması oldu.

Mart ve Nisan 2026 boyunca işgalcilerin nehir üzerindeki en az dokuz köprü ve geçiş noktasını sistematik biçimde vurduğu belirtildi.

Bu saldırıların rastgele değil, Güney Lübnan'ı ülkenin geri kalanından koparmaya yönelik planlı bir stratejinin parçası olduğu vurgulandı.

Özellikle Zerrariye, Kasimiye ve Delafe köprülerinin vurulmasıyla birlikte Güney Lübnan'daki ulaşım ağının ciddi şekilde felç edildiği ifade edildi.

Bazı köprülerin birkaç aşamada hedef alınması ise dikkat çekici bulundu.

Örneğin Kenayat Köprüsü önce kısmen vuruldu, ardından bölgeyi görüntülemeye çalışan gazetecilerin yakınında ikinci kez hedef alınarak tamamen yıkıldı.

Araştırmada en dikkat çekici ayrıntılardan biri ise Hırdali Köprüsü oldu.

İşgalcilerin çevredeki birçok geçiş noktasını yok etmesine rağmen bu köprüyü tamamen yıkmaması, askeri amaçlarla ileride kullanmak üzere bilinçli şekilde açık bırakılmış olabileceği yorumlarına neden oldu.

Analize göre bu durum, saldırıların plansız değil mühendislik ve coğrafi hesaplamalarla yürütüldüğünü gösteriyor.

Kara ilerleyişi ve "sarı hat" İnceleme ayrıca işgalcilerin Güney Lübnan'daki kara ilerleyişini de haritalandırdı.

Buna göre siyonist rejim, beş ayrı askeri tümen üzerinden çok yönlü bir ilerleme stratejisi yürüttü.

Sınır hattından başlayarak Litani Nehri'ne kadar uzanan bölgelerde bazı noktalarda 10 kilometreye yaklaşan sızmalar gerçekleştiği belirtildi.

Bint Cubeyl, Tayyibe, Beyt Lif ve Ayta eş-Şaab gibi bölgelerde yoğun askeri hareketlilik yaşandığı, uydu görüntülerinin ise bu alanlarda geniş çaplı yıkımı doğruladığı kaydedildi.

Analize göre işgalcilerin amacı yalnızca askeri baskı kurmak değil, aynı zamanda Litani'nin güneyinde fiili bir güvenlik kuşağı oluşturmaktı.

Bu çerçevede ortaya çıkan "sarı hat" uygulamasının da dikkat çekici olduğu belirtildi.

Gazze'de kullanılan yöntemlere benzer şekilde oluşturulan bu hattın, yaklaşık 55 köy ve beldeyi kapsayan geniş bir alanı siviller için erişilemez hale getirmeyi amaçladığı ifade edildi.

Hristiyan köyleri de hedefte Araştırma, yıkım politikasının yalnızca Hizbullah'ın etkili olduğu bölgelerle sınırlı kalmadığını da ortaya koydu.

Bazı Hristiyan köylerinin de saldırılardan etkilendiği, bunun da saldırıların mezhepsel değil, tamamen askeri ve coğrafi hedefler doğrultusunda yürütüldüğünü gösterdiği belirtildi.

Özellikle Debl köyünde yaşanan yıkım, spor alanlarının askeri üs haline getirilmesi ve bazı dini sembollerin hedef alınması Lübnan'da büyük tepkiye yol açtı.

Kalya bölgesinde bir rahibin hayatını kaybetmesi ise saldırıların Lübnan toplumundaki farklı kesimleri de doğrudan etkilediğini ortaya koydu.

İşgalciler "düşük maliyetli savaş" mı hedefliyor? Analizde ayrıca işgalcilerin saldırıları "düşük maliyetli" hale getirmeye çalıştığı değerlendirildi.

2024'teki çatışmalarla kıyaslandığında 2026 saldırılarında işgal ordusunun kayıplarının daha düşük olduğu, bunun da uzun süreli eğitim, gelişmiş koordinasyon ve yeni savaş doktriniyle bağlantılı olduğu ifade edildi.

Bununla birlikte araştırma, Güney Lübnan'ın Gazze'den çok farklı bir coğrafi yapıya sahip olduğuna dikkat çekti.

Bölgenin dağlık yapısı, dar geçitleri, vadileri ve yoğun bitki örtüsünün gerilla savaşı için uygun ortam oluşturduğu, bunun da uzun süreli işgal planlarını zorlaştırabileceği belirtildi.

Analize göre Hizbullah'ın küçük ve hareketli gruplar halinde hareket etmesi, insansız hava araçlarını yoğun şekilde kullanması ve zorlu araziden faydalanması işgalcilerin tam kontrol kurmasını engelliyor.

Bu nedenle köprülerin yıkılması ve yolların kesilmesinin direnişi tamamen durduramadığı, yalnızca yavaşlattığı değerlendirildi.

Araştırmanın vardığı temel sonuç ise işgalcilerin Güney Lübnan'daki saldırılarının spontane bir savaş refleksi olmadığı yönünde oldu.

Zaura'daki eğitim tesisinden Litani üzerindeki köprülerin sistematik biçimde yıkılmasına, kara ilerleyişinden "sarı hat" uygulamasına kadar tüm sürecin aynı stratejik planın parçaları olduğu belirtildi.

Ancak analiz, siyonist rejimin nihai hedefinin hâlâ netleşmediğini de vurguladı.

İşgalcilerin Litani'nin güneyinde geçici bir tampon bölge mi istediği, yoksa Gazze'de olduğu gibi kalıcı bir askeri gerçeklik mi oluşturmaya çalıştığı sorusunun henüz cevapsız olduğu ifade edildi.

Buna rağmen sahadaki gelişmelerin, sistematik yıkım politikasının ve sivillerin geri dönüşünü engelleyen uygulamaların, işgalcilerin Güney Lübnan'da uzun vadeli bir güvenlik düzeni kurma arayışında olduğuna işaret ettiği değerlendirmesi yapıldı. (İLKHA) Direnişin silahsızlandırılması tartışması, yalnızca bir güvenlik başlığı değil işgal gerçeği, güç dengesi ve Filistin halkının savunma hakkı etrafında şekillenen kritik bir kırılma noktası olarak öne çıkıyor.

Bu tartışma, çözüm arayışı ile dayatma arasındaki çizgiyi yeniden gündeme taşıyor.

Strateji Düşünce ve Analiz Merkezi (SDAM) tarafından yayımlanan analizde "İslâm, insanı bir bütün olarak ele alır.

Ne kapitalizm gibi meta olarak görülüp sömürülmesine müsaade eder ne de Sosyalizmdeki gibi yaratılış fıtratına aykırı şekilde komünleşmesine göz kırpar." ifadelerine yer verildi.

By Leadtek

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklam engelleyici kullandığınızı fark ediyoruz. Lütfen reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün. Reklamlarımız içeriğimizi ücretsiz tutmaya yardımcı olur.